Akrilik Boya ve Akrilik Resim Tekniğinin Tarihsel Gelişimi

akrilik boya

Akrilik Boya Nedir?


Akrilik boya konusuna girmeden önce boya nedir sorusunu cevaplamak yerinde olacaktır. Boya, renkli bir pigment ile pigmentlerin içinde çözünebileceği ve resim yüzeyine pigmentlerin tutunmasını sağlayan bir bağlayıcıdan oluşan bir tür çözeltidir. Tarihte boya renkli bir doğal madde ile bu doğal rengin içinde eşit şekilde eriyerek dağıldığı bir bağlayıcının birleşmesinden olan maddenin genel adıdır. Yani, pigment renkli bir toz ve bağlayıcı da bu tozu içinde eriten yapışkan bir solüsyondur. Bu karışımı bazen yardımcı malzemeler ile seyreltmek de mümkündür. 


Bu tanımlardan sonra akrilik boyanın ilk defa nasıl icat edildiğine ve piyasada nasıl yaygınlaştığı hususuna geçebiliriz. Akrilik boyaların tarihi diğer boyalar ile karşılaştırıldığında daha kısadır ve son yüz, yüz yirmi yılda geliştirilmiştir. Akrilik boya 1900’lü yılların başında bulunmuşsa da bilinirlik kazanması ve yaygın şekilde ticari bir mal olarak kullanılması uzun yıllar almıştır. Yağlı boya ve sulu boyanın tarihi ise akriliklere göre çok daha eskidir. Yağlı boya ve suluboyanın ilk defa geliştirilmesi 15. yüzyıla kadar geri gider. Yağlı boya tarihte her zaman daha çok tercih edilen bir resim tekniği olmuştur. Yumurtanın bağlayıcı olarak kullanıldığı tempera tekniği de zamanla önemini yitirmiş ve çok az tercih edilir olmuştur. Doğal pigmentler ile yağın birleştirilmesiyle oluşturulan ilk yağlı boyayı Hollandalı ressam Jan Van Eyck (1385-1441)’ın icat ettiği düşünülmektedir. Arap zamkı gibi doğal bir yapışkan ağaç sakızının içinde pigmentlerin çözülmesiyle oluşturulan suluboyaların tarihi geleneksel Japon resim sanatının bir ürünü olmakla birlikte ünlü Alman ressam Albrecht Dürer (1471-1528)’in doğa resimleriyle Avrupa’da da üne kavuşmuştur. Dürer suluboya ile doğa resimleri yapan ilk Avrupalı olarak bilinir. 


Akrilik Boya Üretiminin Tarihsel Gelişimi


Akrilik boyanın ilk ciddi üretimi, 1934 yılında BASF adında bir Alman kimya fabrikasının kullanılabilir ilk akrilik reçine çözeltisini yapmasıyla başlatılabilir. İlk akrilik boyanın patenti Rohm ve Hass adına alınmıştır. 1940’larda bu boya yağlı boya ve suluboyanın kimi özelliklerini bünyesinde barındıran bir boya olarak tanıtılmıştır.  1946 ile 1949 yılları arasında Leonard Bocour ve Sam Golden mineral bazlı bir akrilik çözelti icat ettiler. 1950’lerde ise akrilik boyalar ticari olarak pazarlanabilir bir ürün haline gelmişti. Kısa bir süre sonra sulu kıvamlı akrilik boyalar olan Aquatec piyasaya sürüldü. Otto Rohm ise kolayca akrilik boyaya dönüştürülebilen akrilik reçineyi o sıralarda icat etti. 1953 yılında Rohm ve Haas ilk akrilik boya çözeltisini icat ettiğinde, Meksika’da Jose Gutierres Politec Artist Akrilik Boyayı, Ohio’da ise Permanent Pigments Co. firması Liqiutex akrilik boyaları ürettiler. Bu iki marka, bilinen en ünlü ilk artist akrilik boya serileri olarak ortaya çıktı. Su bazlı bu ilk akrilik boyalar lateks iç mekan boyaları olarak satıldı. Lateks terimi, polimer mikro partiküllerin suda çözündüğü solüsyonlara verilen teknik bir isimdir.

        
1950’lerde ilk defa piyasaya sürüldüğünde evlerin iç ve dış duvarlarını boyamak için kullanılan bu boyaları ressamlar da zamanla benimsedi. Bu boyalar ressamların işlerini birçok açıdan kolaylaştırıyordu. Örneğin, akrilik boyalar çok kısa sürede kuruduğundan iç mekanda uygulanması daha kolaydı. Ressamlar işlerini bu boya ile çok daha kısa sürede bitiriyorlar ve kurumayan bölgelere dokunulması konusunda daha az endişe duyuyorlardı. Ayrıca kuruyan bölgelerde daha kolay rötuş yapılabiliyordu. Akrilik boya kuruduğunda hem iç mekanlarda hem de dış mekanlarda aynı görünüyordu ki bu da büyük bir avantajdı. Resmin herhangi bir bölgesinde dışarıdan görülebilen farklılıklar çok az oluyordu. Akrilik bu özellikleri yanında kalıcı ve dayanıklıydı. Kendi parlaklığını ve canlılığını vernik ya da daha farklı bir dış katman olmadan da koruyabiliyordu. Boyanın kıvamı su ile ayarlanabilmesine rağmen resim kuruduğunda, boyanın içine eklenen su resmin son görünümünü bozmuyordu. Tüm bunların yanı sıra akrilik boyalar su bazlı oldukları için yağlı boyalar gibi toksik içerikli değildirler.

Yağlı boyalar ve suluboyalardan sonra resim sanatı ve birçok hobi sanatı alanında oldukça geniş kitlelere ulaşan akrilik boyalar, kendine has özellikleri ile özgür ruhlu ressamlara daha büyük bir özgürlük alanı açmıştır. Akrilik ile her türlü zemin üzerinde resim yapılabilir. Düzgün yüzeyli bir taşın üstüne, herhangi bir tür ahşaba, cam ve kanvas yüzeylere ya da herhangi başka bir zemine, astarlama derdi olmadan akrilik ile resim çalışılabilir. Bu nedenle, 1960’lardan sonra birçok sanatçı bu boyayı ufuklarını genişletmek, yaratıcı yeniliklerin yolunu açmak ve resim zevklerini arttırmak için kullanmaktadırlar. Ressamlar ayrıca akrilik boyanın resmin her tarafında eşit canlılık ve parlaklık seviyesinde kuruma eğiliminden dolayı da bu boyaları birçok eserleri için tercih etmişlerdir. Çünkü bu özelliği nedeniyle akrilik çalışmalar, resim bittiğinde, resmin kimi kısımlarında daha parlak kimi kısımlarında ise daha cansız kötü bir görünüme sahip olmamış oluyorlardı. Bütün bölgeler tam olarak eşit miktarda boya emmiş gibi gözüküyordu. Tüm bu özellikleri nedeniyle akrilik resim tekniği tüm dünyada son dönemde hızla yayıldı. Zamanla metal tüplere de doldurulan ve oldukça pratik kullanıma sahip akrilik boyalar resim sanatının tarihinde yeni bir sayfa açmış oldu.

 

 

Etiketler: akrilik boya
Temmuz 29, 2021
Listeye dön